Öne Çıkan Yayın

NAMAZ KILMAK İSTİYORUM AMA, KILAMIYORUM DİYEN KARDEŞLERİME !

Namaz kılmak bir insanın yeryüzünde ulaşabileceği en büyük mutluluk.. Namazda Allah'ın huzuruna çıkıp O'na durumunu arz etmek...

26 Mayıs 2013

Sen misin?


----
Yetmez mi bu ayrılık tak etti cana 
Seferim başlasa sevgiden yana 
Yol uzun çabuk ol diyerek bana 
Gel diye bir haber salan sen misin...

 |Yakub Ziya Genç / Sen misin |

25 Mayıs 2013

Namaza nasıl başladım? (okurumuzdan..)


Her şey Cenab-ı Allah’ın izniyle.. O isterse kışın ortasında hiç beklenmedik anda.. açar gönül çiçeği..
Ama ya O izin vermezse?
Ayette buyruluyor;
Allah size yardım ederse, hiç kimse sizinle baş edemez;  ama ya O sizi terk ederse, kim size yardım edebilir? O halde müminler Allah’a güvensinler!.. {Ali İmran-160 }

Sevgili Okurumuz

Cenab-ı Allah bizden sadece kul olmamızı istiyor.!



Bugün kaç diploma, kaç ev, kaç araç sahibi olduğumuzun hiçbir değeri yok. O zorlu gün geldiğinde hepimiz bir başımıza hesap vereceğiz.

21 Mayıs 2013

MEDİNE’DE ZAMAN BAŞKADIR (Dursun Ali Erzincanlı )



 


Medine’de akşam başkadır.
Zemzem bidonlarından zemzem içilir
Ve ikram edilir yanındakilere.
Şemsiyeler kapanır yavaşça,
Kubbeler açılır.
Gökyüzü tüm ihtişamıyla meydana çıkar.
Kimse yıldızları fark etmez nedense
Kainatın güneşinin yanında yıldızlar farkedilmez.
Ebuzer gıfari caddesini yaşmur ıslatmasa da
Hasret gözyaşları ıslatır.
Sıra sıra dizili ankesörlerden
Farklı dillerde konuşmalar yapar.
Farklı renklerde insanlar.
Heyecanla konuşan biri şöyle der:
“İnanamazsın, şu anda seninle konuşurken
Mescid_i nebevi’ye bakıyorum.
On tane minare sanki arşa yükselmiş gibi.
Öyle heybetli görünüşleri var ki anlatamam.
Bu gün ikindi namazını Ravza-i mutahhara’da kıldım
Hem de Hz.Aişe sütununun önünde.
Allah sana da nasip etsin.
İnşallah dönünce anlatırım.

Medine’de gece başkadır.
Peygamber misafirleri dalınca uykuya
Melekler iner Kubbetül Hadra’ya.
Ve uzaklarda, çok uzaklarda
Medine hasretiyle yanan yüreklerden
Selamlar iletilir Sultanlar sultanına.
“Ya Rasulallah” demiştir biri
“Bu yıl da nasip olmadı Medine’ne gelmek!
Ravza’nın kokusunu koklamak nasip olmadı.
Umre’ye gidenleri görünce boşazıma bir şey takılıyor.
Hep selam gönderiyorum sana
Geçenlerde umreden dönen bir arkadaş
Tespih verdi bana. Medine’den almış.
Tespihi sabaha kadar kokladım.
İnşallah bu yıl gelirsem o tespihi de getiricem.
Sana salat ve selam olsun ey gönlümün sultanı.

Medine’de zaman başkadır.
Medine’de herşey bir başkadır.
***
Allah inşaAllah, çok isteyen tüm kullarına nasip etsin..amin. Gülümce

20 Mayıs 2013

Ezelden bu aşka oldum mübtela !




Ezelden bu aşka oldum mübtela
Bana ihsan etti ol gani Mevla
Onulmaz derdime eylerim deva
Bana ihsan etti ol gani Mevla

‘Ezel’den maksat, alem-i ervahtaki “Elestü birabbiküm / Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” (A’raf, 172) hitabıdır. Cenab-ı Hak ruhlar aleminde “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” buyurduğunda, cümle ruhlar: “Evet!” dediler. Sonra yeryüzüne geldik ve dağıldık. Aynı ayetin devamında Cenab-ı Hak “Bu hitabı ne için yaptım; haberimiz yok demeyesiniz diye.” buyuruyor. 


Onulmaz, çaresiz dert, kulun Rabbine vuslat derdidir. İlahi aşka her kim mazhar olursa, o aşk, hiç bir ilacın, yani bilgi ve anlayışın deva olamadığı Hakk’a vuslat derdine deva olur ve ancak ilahi aşk kulu Rabbine kavuşturur. Velhasıl kulun Rabbine kavuşma derdinin devası aşktır. 
Aşk olmadan hiç bir marifet, bu derde deva olmaz ve kulu Rabbine kavuşturmaz. Bu itibarla aşk, Allah’ın kuluna yaptığı ihsanların en kıymetlisidir.

Süleyman Çelebi Hazretleri Mevlid’inde miracı anlatırken nakleder: Sidre-yi müntehada Hz. Resulullah’a Cebrail: ‘Ben buradan daha ileri gidemem, eğer gidersem yanarım.’ demesine, Hz. Peygamber Efendimiz:

Ta ezelden aşk oluptur bana delil
Yanar isem ben yanayım ey Halil

Buyurur. Aşk-ı ilahi, miraç yolculuğundaki kulun Burak’ıdır.

Kur’an’da: “Musa genç arkadaşına dedi ki: İki denizin birleştiği yere kadar hiç durmadan dinlenmeden yürüyeceğim yahut seneler ve seneler harcayacağım.” (Kehf, 60) Beyanı vardır. Hz. Musa iki denizin birleştiği yere geldiğinde “Orada kullarımızdan öyle bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, lütfumuzdan ilm-i ledün öğretmiştik. Musa ona dedi ki; sana öğretilen ilmi / rüştü / kemalatı bana da öğretmen şartıyla sana tabi olayım mı?” (Kehf, 65-66) Bu ayetlerden açıkça anlaşıldığı gibi, Hz. Musa’nın ilm-i ledün öğrenmek için Hızır’la buluşup, birlikte yolculuk yapmaları ve ayrılmaları beyan ediliyor. Hızır, ilm-i ledünün mazharı ve alimi olan kimsedir.

Burada şöyle bir müşkül hasıl oluyor ki, Hz. Musa ululazim bir peygamber iken, nasıl ilm-i ledün bilemez? Bu konuda, Pir Seyyit Muhammed Nur Hazretleri, özetle: “Ledün ikidir: Biri ilmi, diğeri kevnidir. Hz. Musa ilm-i ledüne mazhar olup, ilm-i ledünü bilirdi.

 Fakat Hz. Musa’nın üç müşkülü vardı ki, bu müşküllerin çözülmesi için ledün-ü kevniye gerektiğinden, Hızır’la buluştu ve ledün-ü kevniye ile müşkülleri halloldu. 
Hz. Musa’nın birinci müşkülü: ‘Annem beni doğurduğunda, Firavun’un katliamından kurtarmak için bir sepet içerisinde Nil nehrine bıraktığında ben neden boğulmadım?’ 
İkinci müşkülü ise: ‘Kavga eden arkadaşına yardım ederken birisini öldürdü; tövbe ettiği halde acaba bundan dolayı günahkar oldu mu?’
 Üçüncü müşkülü ‘Şuayip (as)’ın kızlarına bir ücret almadan yardım etti ve koyunlarını suladı. Acaba bu yardımından dolayı ne gibi bir ecir, mükafat görecek?’ İşte Hz. Musa, Hızır’la buluşup birlikte yapmış olduğu yolculukta, ledün-ü kevniye ile bu müşküllerini halletti.” buyuruyor.

Bu itibarla, tüm zamanlarda ve bugün dahi mürşid-i kamil, ledün ilminin mazharıdır ki, ilm-i ledün, ilm-i tevhid-i hakikidir. Bu itibarla her zamanın KAMİLİ, o zamanın HIZIR'ıdır. Hani ya ‘Hızır ölmez, her zaman sağdır’ denilmesi, bundan dolayıdır. Bunu beyanla H.Fehmi Hazretleri:

Aşk-ı ilahi bana rehberlik etti ve onunla Hızır’a yani zamanın mürşid-i kamiline gittim ve ilmi ledünü / ilm-i tevhid-i hakikiyi öğrendim.” diyor. Velhasıl bu beyitlerin tamamı bize aşk-ı ilahinin kıymetini, değerini ve ehl-i kemal ve ariflerdeki Hak aşkının tesirini anlatıyor.
Allah, cümlemize ilahi aşkı ihsan eder, inşaAllah...

Alıntıdır..

Namaz kılmak isteyen kardeşlerim mutlaka dinlesinler..!!!




Namaz kılmak Allah'ın huzuruna çıkmak,
Resulullah (as)'ın durduğu yerde durmaktır.. | Gülümce

Eğer gerçekten düşünerek dinlerseniz, Allah'ın izni ile namaza başlarsınız inşaAllah.

http://www.youtube.com/watch?v=BE4mLdkFSw8






17 Mayıs 2013

Aşık oldum Muhammed'e ilahisi ..

Çok Özledim Canım Efendim (as).. 


HEP BİRLİKTE OLMAMIZ BİLE NE KADAR HİKMETLİ...



Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Allah Teâlâ’nın diğer meleklerden ayrı, sadece zikir meclislerini tesbit etmek üzere dolaşan melekleri vardır. Allah’ın zikredildiği bir meclis buldular mı, o kimselerin aralarına otururlar ve diğer melekleri oraya çağırarak

13 Mayıs 2013

MÜSLÜMANIN KALİTESİ GİYİMLE OLMAZ ! TAKVA İLE OLUR..

Günlerden.. bugün !(Gerçek yaşamdan)

Kaliteli insan, modern insan..
Konu dönüp dolaşıyor ve giyime geliyor..
Herkes ne çok kıyafet aldığını,
Dolapların dolup taştığını bahsediyor..

12 Mayıs 2013

Ney taksimi ile.. Huzur !!


VAKİT ÇOK GEÇ OLMADAN, ALLAH'A YÖNELELİM..

“Nihayet o müşriklerden birine ölüm gelip çatınca:
Rabbim, der. Ne olur beni dünyaya geri gönder. Ömrümü boşa geçirdiğim dünyada iyi işler yapayım.
Hayır, hayır. Onun bu söyledikleri boş lâftan ibarettir. Tekrar dirilecekleri güne kadar onların önlerinde bir engel vardır, geri dönemezler.
Sûra üflendiği zaman artık

11 Mayıs 2013

ALLAH'IN DOĞRU YOLA (HİDAYETE ) ULAŞTIRMASI..



Kehf-17 ayet : '' …men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ(murşiden). ''

Allah kime hidâyet ederse o, doğru yola erdirilmiş, kimi de şaşırtırsa artık onun için hiç bir zaman irşâd edici (mürşit )bir yâr bulamazsın.

Burada bir sonuç var fark ediyor musunuz? Hidayet, yani doğru yola ulaştıran yalnızca Allah’tır.. ve bu hidayet için de bir mürşitten, veli yardımcıdan bahsediyor..

Cenab-ı Allah gerçekten yürekten isteyen kuluna bir vesile ile kapısını açar.. bazen ciltlerce okusanız fayda etmezken, bazen de bir kişiden duyulan tek bir cümle ‘’ yaşamınızın anahtarı ‘’olabiliyor.. 

8 Mayıs 2013

ALLAH SEVGİSİNİN ÖZÜNDE GÜVEN VARDIR..


Sevginin temeli güven.. insan güvenmediğini sevebilir mi hiç?
bu anlamda bizler Allah'ı ne kadar çok tanırsak o kadar çok güveniriz..
Güven huzurdur, konforun adıdır anı zamanda..

6 Mayıs 2013

Biz neden nefsimize yeniliyoruz biliyor musunuz?



“Her nefis ölümü tadacaktır” Al-i İmran suresi- 185. ayetini akılda tutmuyoruz..
İnsan ancak, her yaptığının bir gün karşısına çıkacağı gerçeğini bi an olsun unutmazsa, o zaman nefis mücadelesinde kazanan olur.

Ve.. yapılan en küçük iyilik de, kötülük de defterimize yazılıyor.. farkında olsak, gerçekten idrak etsek, birbirimizle haklıyım haksızsın davasında değil, salih amelde yarışan oluruz..

Cenab-ı Allah buyuruyor;

3 Mayıs 2013

OYUN HER AN BİTEBİLİR !!


“Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda
karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider.

Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur.

Dünyanın en mutlu insanı kimdir biliyor musunuz?


 Hayatını Allah’a adamış Müslümanlardır.. çünkü her şeyin Allah’ın dilemesi, O’nun gücü ile meydana geldiklerinin bilip tevekkülle, sabırla şükürle karşılarlar yaşanılanları..

NAMAZ KILIYORUZ AMA KÖTÜLÜKLERDEN DE UZAK DURMUYORSAK ORADA BİR DURUP DÜŞÜNELİM..



Namaz kılanlar bilir..bir insanın yeryüzünde ulaşabileceği en büyük mutluluk NAMAZ kılmakdır.. Kişi namazla birlikte maneviyatını güçlendirip, Allah’a daha yakın hissediyor kendini.
Gerçekten inanarak huşu içinde namazını kılan insan O’na kulluk bilinciyle yaşamını idam ettirme çabasında olup, asla ve asla kötülüklere yanaşmıyor.

SÖZÜN ÖZÜ..


1 Mayıs 2013

Kadınlar namazı nasıl kılar.. (İki rekatlık Namaz kılınışı )

Namazın kılınışı.. (2 rekat )






İKİ REKATLIK BİR NAMAZIN KILINIŞI

1) Ayakların arası dört parmak açıklıkta ve parmak uçları kıbleye doğru gelecek şekilde ayakta kıbleye dönülür.

2) İkamet getirilir. (Erkekler için)

3) Önce euzu besmele okunur sonra "Niyet ettim Allah rızası için bugünkü sabah namazının farzını kılmaya" durdum divana uydum kurana yönüm kıblem, kıblem kabei şerif diye niyet edilir.

4) "Allahü Ekber" diyerek iftitah tekbiri alınır. 5) Tekbirden sonra eller bağlanır. Ayakta iken secde edilecek yere bakılır.

6) Ayakta sırasıyla:

a- Sübhaneke,

b- Eûzü-besmele,

c- Fatiha Sûresi,

d- Kur'an'dan başka bir sûre daha okunur.

7) "Allahü Ekber" diyerek rükûa varılır ve burada üç defa "Sübhâne Rabbiye'l-azim" denilir. Rükû'da iken ayakların üzerine bakılır.